Cumhuriyet Halk Partisi: İmamoğlu’na karşı siyasi iddianame
Cumhuriyet Halk Partisi’nin hukuk uzmanları, Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanıp Cumhuriyet gazetesine gönderilen iddianameyi değerlendirdi.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir şöyle dedi: “Bu iddianame özellikle İmamoğlu’nun siyasi hareketini bir suç gibi göstermeye çalışıyor.” Emir ekledi: “Mevcut durumda bu iddianame hukuken bizim için zayıftır. Bu, Türkiye siyasetini şekillendirmek ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara yürümesini engellemek için İmamoğlu ve arkadaşlarımızı cezaevinde tutmaya yönelik bir yargı operasyonudur.”
Emir, iddianameye dayanarak CHP’ye karşı bir dava açılıp açılmayacağı sorusuna şöyle yanıt verdi: “Savcılık bu konuda bir açıklama yaptı. Partinin kapatılmasını haklı gösterecek hiçbir suç yoktur. Savcılık müdahale etti. Bu konunun Türkiye’de saçma ve akıl almaz tartışmalara yol açmasından endişe ederek derhal gerekli açıklamayı yaptılar. Biz bunu, temeli olsun olmasın, her açıdan CHP’ye saldırı girişimi olarak görüyoruz.”
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan ise şöyle konuştu: “İddianame bir yolsuzluk soruşturması değil, siyasi bir operasyonun belgesidir. Bu organizasyonun hedefleri arasında ‘CHP’nin kontrolünü ele geçirmek’ ve ‘iktidarı elde etmeye çalışmak’ vardır. Siyasi bir hedefi cezai unsur gibi göstermek, bu operasyonun mahiyetini ortaya koyuyor. İkinci temel unsur, CHP kurumunu hedef almak ve dosyanın kapatılması için zemin hazırlamaktır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen yazı da bu çerçevededir. İddianame, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı olmasını ve CHP’nin iktidar adaylığını engellemek için hazırlanmış siyasi bir komplonun belgesidir.”

Tezcan ayrıca iddianamenin delilden yoksun olduğunu belirterek şöyle dedi: “Mali suçlar zikredilmiş ama ortada kanıtlanmış bir para yok. Para akışı olmadan yolsuzluktan söz etmek imkânsızdır. Belediye ile olan ilişkiyi suç ilişkisi gibi göstermeye çalışmışlar. Özetle bu soruşturmanın amacı açıktır: Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı olmasını engellemek ve CHP’yi işlevsiz hale getirmek. Mümkünse dosyanın kapatılması için zemin hazırlamak.”
CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül ise şu soruyu yöneltti: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi dosyasında tutuklandıktan sonra muhbir haline gelen Adam Soytekin, cezaevinden çıktıktan üç buçuk ay sonra yeniden tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından mahkemeye gönderilen tutuklama kararında, Soytekin’in dosyaya dahil olmamak için çelişkili ve yanlış bilgileri doğruymuş gibi sunduğu ve bunun açıkça kanıtlandığı vurgulanıyordu. Soruyorum: Savcılık, Adam Soytekin’in iftiracı beyanları ‘yanlış’ kabul edildiği için mi yeni bir tutuklama kararı vermedi? Bu ‘yanlış’ beyanlarla iddianamedeki suçlamaların temeli sahte olarak oluşturulmaya çalışılması hukuka uygun mudur?”
Bülbül, iddianamenin CHP kongresi dosyasından videolar içerdiğine dikkat çekerek şöyle dedi: “CHP’nin demokratik seçim kampanyalarını suç gibi göstermeye çalışmak ve iddianamede ‘Çocuklar, daha güzel günler göreceğiz, bisikletle mavi denizlere gideceğiz’ gibi ifadeleri bir örgüt propagandasıymış gibi yazmak, düşmanca bir hukuk uygulamasının ve hükümetin çaresizliğinin göstergesidir.”




