Etnik Çeşitlilik, Güvenlik Tehdidi ya da Güvenlik Fırsatı, Karabağ Krizi Üzerine Bir Vaka İncelemesi
Soğuk Savaş sonrası dünyanın en önemli özelliklerinden biri, etnik milliyetçilik dâhil olmak üzere özgül kimliklerin yükselişidir ki, iki kutuplu dönemin katı ortamında bir taraftan ideolojik ve jeopolitik sınırlandırmalar nedeniyle ortaya çıkamayan yoğun etnik çeşitlilik, diğer taraftan Sovyetler Birliği döneminde etnik azınlıklara karşı izlenen yanlış politikalar, açık bir şekilde etnik azınlıkların yeniden dirilişine tanıklık etmiş ve bu durum bazı dönemlerde yüksek maliyetli savaşların ortaya çıkmasına da sebep olmuştur. Dolayısıyla Karabağ bölgesinde kimlik ile güvenlik arasındaki ilişkinin incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu makalede, etnik çeşitliliğin Karabağ’daki güvenlik meseleleri ve sorunların incelenmesindeki rolü açıklanmaya çalışılmaktadır. Araştırmanın temel sorusu şudur ki, Karabağ bölgesindeki etnik çeşitlilik bir güvenlik tehdidi olarak değerlendirilmektedir. Araştırmanın hipotezi ise, etnik çeşitliliğin çelişkili bir bağlamda hem tehdit hem de fırsat olarak, belirli bir söylemsel zeminde işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Bu araştırma, betimleyici-analitik yöntem ve güvenilir metinlerden yararlanarak, etnik söylemlerin postmodern yaklaşım çerçevesinde yalnızca bir tehdit değil, aynı zamanda kimlik meselelerinin güvenlikten arındırılması için bir fırsat teşkil ettiğini göstermektedir.
Makalenin tam metnine şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz:



