Bahçeli: Göçmen karşıtı politika ve İslamofobi Avrupa’yı sardı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada, Avrupa ülkelerindeki toplumsal gelişmelere ve protestolara değinerek, Avrupa’nın göçmen karşıtlığını, İslamofobiyi ve Türk düşmanlığını körükleyerek ektiği fitne tohumlarının artık bu kıtaya geri döndüğünü söyledi.
Bahçeli, Fransa ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde yayılan toplumsal protestoların kısa sürede kamu düzenini ve toplumsal huzuru bozan şiddetli gösterilere dönüştüğünü belirtti.
MHP Genel Başkanı, partisinin Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip ettiğini ifade ederek Avrupa Birliği’nin temel hak ve özgürlüklere ilişkin hassasiyetini üye ülkelere de hatırlatmasının beklendiğini söyledi.
Bahçeli ayrıca artan güvenlik endişelerini, maliyet artışlarını, sosyal refahın azalmasını ve ekonomik sorunları Avrupa toplumlarında toplumsal hoşnutsuzluğu artıran etkenler arasında değerlendirdi. Bahçeli bu bağlamda Avrupa’nın küresel rekabette ekonomik ve siyasi güç kaybıyla yüzleştiğini ve artık sanayi devrimi dönemindeki dinamizmini, geçmişteki ekonomik ve teknolojik üstünlüğünü koruyamadığını söyledi.
Bahçeli, “Avrupa bir bisiklet gibidir; hareket etmelidir, durursa düşer” ifadesini hatırlatarak bu kıtanın artık pedal çevirecek gücünün bile kalmadığının göründüğünü ekledi.
MHP Genel Başkanı, Avrupa Birliği’ne Türkiye’nin egemenlik hakları ve uluslararası hukuk çerçevesindeki eylemlerini sorgulamak yerine kendi ekonomik ve sosyal sorunlarına odaklanması çağrısında bulundu.
Bahçeli, Türkiye’nin jeopolitik konumu, devlet yönetimi tecrübesi, üretim kapasitesi, genç nüfusu ve bölgesel ilişkileriyle Avrupa’nın her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu bir ülke olduğunu vurguladı. Ayrıca Türkiye’ye karşı muhalefetin sürmesinin ve ülkenin Avrupa Birliği’ne tam üyelik talebinin çeşitli bahanelerle görmezden gelinmesinin, Avrupa’nın konumunu yeniden kazanma fırsatını bu kıtadan alabileceği uyarısında bulundu.
“Terörsüz Türkiye” vizyonuna vurgu
Devlet Bahçeli, konuşmasının başka bir bölümünde “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” vizyonunun tam anlamıyla hayata geçirilmesinin tarihi önem taşıdığını belirterek terörün sona ermesinin, kardeşliğin güçlendirilmesinin ve Türkiye ile bölgede barış ve huzurun tesis edilmesinin gerçekleştirilmesi gereken hedefler olduğunu söyledi.
Bahçeli, bu hedefin günlük siyasi hesapların ötesinde olduğunu; milletin huzuru, devletin gücü ve gelecek nesillerin güvenliğiyle bağlantılı olduğunu vurguladı.
Türkiye-Libya ilişkileri
MHP Genel Başkanı, Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasının Libya Temsilciler Meclisi tarafından 20 Ekim 2026’da onaylanmasını memnuniyet verici bir gelişme olarak nitelendirdi.
Bahçeli, iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel ilişkilere değinerek bu anlaşmanın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde düzenlendiğini ve her iki ülkenin hak ve menfaatlerini dikkate aldığını söyledi.
Bahçeli ayrıca Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Avrupa Birliği’nin bu anlaşmaya tepkisine değinerek hiçbir ülkenin Türkiye ve Libya adına karar verme hakkına sahip olmadığını vurguladı.
Savunma anlaşmaları ve bölgesel gelişmeler
Devlet Bahçeli, konuşmasının devamında 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ve 21 Ekim 2026’da Doha’da Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında imzalanan Badr Mutabakat Muhtırası’na değinerek bu anlaşmaları savunma işbirliği, savunma sanayii, teknoloji değişimi ve ortak askeri eğitimi güçlendirme doğrultusunda değerlendirdi.
Bahçeli, konuşmasının başka bir bölümünde İsrail seçim sonuçlarına değinerek hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetmek için gereken çoğunluğu elde edemediğini ve İsrail iç siyasetinin ikiye bölündüğünü söyledi.
Bahçeli ayrıca Gazze, Batı Şeria, ABD ve İsrail’in İran’la savaşı ve Rusya-Ukrayna savaşındaki gelişmelere değinerek bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesinin gerekliliğini vurguladı.
MHP Genel Başkanı son olarak ulusal meselelerin siyasi istismarına ve toplumsal gerilimlerin artırılmasına yönelik eleştiride bulunarak sokakların gerilim ve çatışma alanına dönüşmemesi gerektiğini; huzursuzluk, kaos ve toplumsal ayrılıklardan siyasi amaçlarla istifade edilmemesi gerektiğini söyledi.





