Türkiye ve İsrail’in Suriye’deki Yeni Zorlukları
Esad ailesinin yıllar süren iktidarının ardından iç savaş, terör örgütleriyle mücadele, ağır ekonomik sorunlar ve iç-dış baskılar nedeniyle yıpranarak düşmesiyle, Suriye’nin siyasi atmosferi köklü bir değişime uğradı.
Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ), görünürde Suriye’nin birçok bölgesinde bir tür düzeni sağlamış olsa da, Ebu Muhammed el-Cevlani’nin (şimdilerde çoğunlukla Ahmed eş-Şer’ olarak anılıyor) emrindeki geniş bir kesimin ideolojik bağlılıkları ve aşırılık geçmişi, ayrıca devlet yönetimi deneyiminin olmaması, Suriye’nin geleceğini belirsizliğe sürüklüyor. Bu durum, devlet aktörlerinin ve devlet dışı güçlerin yeni Suriye yönetimine karşı daha temkinli politika izlemesine neden oluyor.
Öte yandan, Suriye devletinin ve resmi kurumlarının çöküşüyle ortaya çıkan güç boşluğu, bölgesel ve uluslararası aktörlerin rekabetini şiddetlendirdi. Her bir aktör, yeni Suriye’de kendi çıkarlarını korumaya çalışıyor. ABD, Rusya, Türkiye, Suudi Arabistan gibi küresel ve bölgesel güçler, Suriye’deki rollerini yeniden tanımlamaya çalışıyor. Ancak bu süreçte Türkiye ve Siyonist rejim, diğerlerinden daha aktif bir şekilde hareket ederek, farklı yöntemlerle Suriye’deki hedeflerini gerçekleştirmeye çalışıyor.

Türkiye, Suriye Geçici Hükümeti’ne destek vererek ve devlet kurumlarını yeniden inşa etmeye çalışarak, Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumayı, ülkenin bölünmesini engellemeyi, güvenli bölgeler oluşturarak Suriyeli mültecilerin gönüllü geri dönüşünü sağlamayı ve Kürt grupların tehdidiyle mücadele etmeyi hedefliyor.
Beşar Esad, iktidarının son on yılında, Batı ve bazı bölge ülkeleriyle birlikte Şam’da rejim değişikliği hedefleyen Türkiye’yi bir tehdit merkezi olarak görüyordu. Ancak Suriye ordusunun iç savaştaki zaferlerinin ardından Recep Tayyip Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden canlanmasını istedi ve defalarca Esad’la görüşme talebinde bulundu. Fakat Şam yönetiminin reddi nedeniyle bu görüşmeler hiç gerçekleşmedi. Görünen o ki, Ankara, Esad rejimini devirmek için elinden geleni yaptı: Cihatçı gruplara yatırım yapmaktan, Suriye topraklarına girerek Kürt güçlerine karşı hava saldırıları düzenlemeye kadar birçok adım attı.
Şimdi ise HTŞ’nin Şam’da güç kazanmasıyla birlikte, Türkiye’nin yeni Suriye döneminde kendi rolünü pekiştirmeye, Şam’da politikalarını ilerletmeye ve güney komşusunun topraklarında etkin olmaya çalıştığı görülüyor. Bu hamle, bir anlamda son on yıldaki eksikliklerini telafi etme ve bölgesel rakiplerine mesaj verme amacı taşıyor.
Türkiye ayrıca Şam’daki büyükelçiliğini yeniden açan ilk ülke oldu ve şu anda Suriye’de yaşanan her gelişmede Türkiye’nin izleri açıkça görülüyor. Ancak Türkiye’nin başarısı, ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin dağınık gruplarının bulunduğu kuzeydoğu Suriye’yi kontrol etmek için alacağı tedbirlere bağlı. Diğer yandan Türkiye, İran ve Suriye’nin yeniden nüfuz kazanmasıyla mücadele ederken, Şam ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin gelişmesine de dikkat etmek zorunda.

Buna karşılık, Siyonist rejim, Türkiye’nin artan etkisinden ve yeni Suriye’deki cihatçı grupların varlığından endişe duyarak, merkezi hükümeti zayıflatma ve ademimerkeziyetçi yapıları destekleme politikası izliyor. Tel Aviv, Suriye’deki askeri hedeflere hava saldırıları düzenleyerek ve Dürziler gibi yerel grupları destekleyerek, tampon bölgeler oluşturmayı ve Türkiye ile İran gibi ülkelerin nüfuzunu azaltmayı hedefliyor.
Her ne kadar bu iki aktör arasındaki rekabet giderek artsa da, ABD’nin müttefiki Siyonist rejim ile NATO üyesi Türkiye arasında doğrudan bir askeri çatışma beklenmiyor. Yapılan hamleler, birbirine karşı caydırıcılık sağlamaya yönelik olarak değerlendirilebilir, savaş değil.
Bu bağlamda, Washington, Trump’ın Suriye’deki Amerikan askerlerini önemli ölçüde azaltma kararıyla bölgede göreceli bir denge kurmayı ve hem İsrail hem de Türkiye’yi memnun etmeyi amaçlıyor. Türkiye ise, Batı’nın Şam’a yönelik yaptırımlarının kaldırılması ve Suriye’nin yeniden inşası (ki bu Türkiye için hayati önem taşıyor) için Geçici Suriye Hükümeti’nin Batı nezdinde meşruiyetini güçlendirmeye çalışıyor. Aynı zamanda, Siyonist rejime karşı iyi niyetini göstermek ve Washington’u bu yolla memnun etmek için siyasi ve diplomatik sınırlarına dikkat ediyor.




