Türkiye’deki Gelişmeler
20 Mart 2025 tarihi itibarıyla elimizdeki bilgilere göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye’de protestolar hızla yayılmış ve farklı boyutlara ulaşmıştır. Bu protestolarla ilgili daha fazla ayrıntı şöyle:
Protestoların başlangıcı ve yayılması
Eylemler, İmamoğlu’nun polis tarafından evinde gözaltına alınmasının ardından 19 Mart 2025 Çarşamba sabahı (29 Esfand 1403) başladı. Tutuklanmadan önce sosyal medyada evinin önünde yüzlerce polisin hazır bulunduğunu gösteren bir video paylaşan şüpheli, eylemi “halkın iradesine karşı bir darbe” olarak niteledi. Tutuklama, destekçilerinin uydurma ve siyasi olarak değerlendirdiği “finansal yolsuzluk” ve “PKK terör örgütüyle irtibat” gibi suçlamalarla gerçekleştirildi.
Gözaltına alındığı haberinin duyulmasının hemen ardından İmamoğlu’nun özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) destekçileri, partinin İstanbul’daki genel merkezi önünde toplandı. Bu protestolar kısa sürede şehrin diğer bölgelerine ve hatta Türkiye’nin diğer bazı şehirlerine de yayıldı. İstanbul sokaklarında on binlerce öğrencinin de aralarında bulunduğu bir topluluğun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetine karşı sloganlar attığı belirtiliyor. Erdoğan’ı “diktatör” olarak niteleyen göstericiler, İmamoğlu’nun derhal serbest bırakılmasını istedi.
Hükümet ve güvenlik güçlerinin tepkisi
Türk hükümeti hızla kontrol tedbirleri uygulamaya koydu. İstanbul Valiliği, 4 gün süreyle (23 Mart 2025’e kadar) her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasakladı, Taksim Meydanı ve CHP Genel Merkezi’nin de aralarında bulunduğu şehrin birçok ana caddesi trafiğe kapatıldı. Polis, göstericileri dağıtmak için tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandı. İstanbul Üniversitesi’nde özellikle güvenlik güçlerinin kampüse girmesinin ardından öğrencilerle polis arasında çatışmalar yaşandığı bildirildi.
Ayrıca İstanbul ve bazı bölgelerde X, YouTube, Instagram, TikTok gibi sosyal ağlara erişim ciddi şekilde kısıtlanmış durumda. İnternet denetleme kuruluşu Netblocks, bu kısıtlamaları hükümetin bilgi akışını kontrol altına alma ve protestocuların daha fazla örgütlenmesini engelleme çabası olarak nitelendirerek doğruladı.
Protestocuların ve sloganların birleşimi
CHP’liler, öğrenciler, sivil toplum aktivistleri ve Halkların Demokrasi ve Eşitlik Partisi’nin (HDP) bazı üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi, tutuklamayı kınadı. “Erdoğan diktatördür”, “İmamoğlu’nu serbest bırakın” ve “Bu demokrasiye darbedir” sloganları öne çıktı. CHP Lideri Özgür Özel, yaptığı konuşmada, bu hamleyi “Halkın iradesine karşı bir darbe” olarak niteledi ve taraftarlarını direnişe devam etmeye çağırdı.
Ekonomik ve sosyal etkiler
İmamoğlu’nun tutuklanması ve ardından gelen protesto gösterileri, Türkiye ekonomisini doğrudan etkiledi. İstanbul Borsası endeksi yüzde 7 düştü, işlemler bir süre durduruldu. Türk lirasının dolar karşısındaki değeri de yüzde 7 ila 15 arasında düşüş göstererek, piyasalardaki siyasi istikrarsızlık endişelerinin yansıması olarak dolar karşısında yaklaşık 45 liraya kadar çıktı. İmamoğlu’nun öne çıkan adaylardan biri olması beklenen cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bu durum daha da hassas bir hal aldı.
Bağlam ve sonuçlar
Bu protestolar, Türkiye’nin daha önce de 2013’teki Gezi Parkı hareketi gibi siyasi çalkantılara sahne olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. 2019 ve 2023 yerel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) karşı ezici zaferler kazanan İmamoğlu’nun tutuklanması, onu siyasi rekabetten uzaklaştırma girişimi olarak görülüyor. Tutuklanmasından bir gün önce İstanbul Üniversitesi’nden diplomasının geri alınması da bu spekülasyonları körükledi. Zira Türk yasalarına göre cumhurbaşkanı adaylarının üniversite diplomasına sahip olması gerekiyor.
Analistler bu protestoların bir dönüm noktası olabileceğini düşünüyor. Hükümet bunu agresif bir şekilde bastırmaya çalışsa da kamuoyunun öfkesi ve İmamoğlu’na yönelik uluslararası destek, Erdoğan üzerindeki baskıyı artırabilir. Buna karşılık, kısıtlamaların sıkılaştırılması ve aralarında gazeteciler ve aktivistlerin de bulunduğu yaklaşık 100 kişinin daha tutuklanması, toplumdaki kutuplaşmanın daha da artmasına yol açabilir.

Genel olarak bu protestolar, Türkiye’deki siyasi ayrışmanın derinliğini ve İmamoğlu’nun simgesi haline geldiği güçlü muhalefet karşısında Erdoğan hükümetinin karşı karşıya kaldığı zorlukları ortaya koyuyor. Durum henüz gelişme aşamasındadır ve önümüzdeki günler bu huzursuzlukların kaderinde belirleyici rol oynayacaktır.
Mevcut bilgiler ve çeşitli medya kuruluşlarından yapılan alıntılara göre;
Türk medyası
Türk devleti ve Anadolu Ajansı ile TRT World gibi hükümet yanlısı medya kuruluşları, İmamoğlu’nun tutuklanmasını, “yolsuzluk” ve “PKK terör örgütüyle bağlantısı” iddialarına ilişkin yürütülen adli soruşturmanın bir parçası olarak gerekçelendirdi. Türkiye İletişim Başkanı Fahrettin Altun, medyaya yaptığı açıklamada, ana muhalefetin soruşturmayı siyasallaştırmaya çalıştığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suçlamaların asılsız olduğunu söyledi. Söz konusu medya kuruluşları, hükümetin İstanbul’da dört günlük toplanma yasağı, bazı metro hatları ve caddelerin kapatılması gibi kısıtlamalar getirdiğini bildirdi. Ancak piyasa tepkisi olumsuz oldu ve lira, siyasi istikrarsızlık endişelerinin yansıması olarak dolar karşısında en düşük seviyeye geriledi.
Avrupa medyası: 20 Mart 2025 tarihi itibarıyla elimizdeki bilgilere göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye’deki protestolar hızla yayılarak farklı boyutlara ulaştı. Bu protestolarla ilgili daha fazla ayrıntı şöyle:
Protestoların başlangıcı ve yayılması
Eylemler, İmamoğlu’nun polis tarafından evinde gözaltına alınmasının ardından 19 Mart 2025 Çarşamba sabahı (29 Esfand 1403) başladı. Tutuklanmadan önce sosyal medyada evinin önünde yüzlerce polisin hazır bulunduğunu gösteren bir video paylaşan şüpheli, eylemi “halkın iradesine karşı bir darbe” olarak niteledi. Tutuklama, destekçilerinin uydurma ve siyasi olarak değerlendirdiği “finansal yolsuzluk” ve “PKK terör örgütüyle irtibat” gibi suçlamalarla gerçekleştirildi.
Gözaltına alındığı haberinin duyulmasının hemen ardından İmamoğlu’nun özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) destekçileri, partinin İstanbul’daki genel merkezi önünde toplandı. Bu protestolar kısa sürede şehrin diğer bölgelerine ve hatta Türkiye’nin diğer bazı şehirlerine de yayıldı. İstanbul sokaklarında on binlerce öğrencinin de aralarında bulunduğu bir topluluğun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetine karşı sloganlar attığı belirtiliyor. Erdoğan’ı “diktatör” olarak niteleyen göstericiler, İmamoğlu’nun derhal serbest bırakılmasını istedi.
Hükümet ve güvenlik güçlerinin tepkisi
Türk hükümeti hızla kontrol tedbirleri uygulamaya koydu. İstanbul Valiliği, 4 gün süreyle (23 Mart 2025’e kadar) her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasakladı, Taksim Meydanı ve CHP Genel Merkezi’nin de aralarında bulunduğu şehrin birçok ana caddesi trafiğe kapatıldı. Polis, göstericileri dağıtmak için tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandı. İstanbul Üniversitesi’nde özellikle güvenlik güçlerinin kampüse girmesinin ardından öğrencilerle polis arasında çatışmalar yaşandığı bildirildi.
Ayrıca İstanbul ve bazı bölgelerde X, YouTube, Instagram, TikTok gibi sosyal ağlara erişim ciddi şekilde kısıtlanmış durumda. İnternet denetleme kuruluşu Netblocks, bu kısıtlamaları hükümetin bilgi akışını kontrol altına alma ve protestocuların daha fazla örgütlenmesini engelleme çabası olarak nitelendirerek doğruladı.
Protestocuların ve sloganların birleşimi
CHP’liler, öğrenciler, sivil toplum aktivistleri ve Halkların Demokrasi ve Eşitlik Partisi’nin (HDP) bazı üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi, tutuklamayı kınadı. “Erdoğan diktatördür”, “İmamoğlu’nu serbest bırakın” ve “Bu demokrasiye darbedir” sloganları öne çıktı. CHP Lideri Özgür Özel, yaptığı konuşmada, bu hamleyi “Halkın iradesine karşı bir darbe” olarak niteledi ve taraftarlarını direnişe devam etmeye çağırdı.
Ekonomik ve sosyal etkiler
İmamoğlu’nun tutuklanması ve ardından gelen protesto gösterileri, Türkiye ekonomisini doğrudan etkiledi. İstanbul Borsası endeksi yüzde 7 düştü, işlemler bir süre durduruldu. Türk lirasının dolar karşısındaki değeri de yüzde 7 ila 15 arasında düşüş göstererek, piyasalardaki siyasi istikrarsızlık endişelerinin yansıması olarak dolar karşısında yaklaşık 45 liraya kadar çıktı. İmamoğlu’nun öne çıkan adaylardan biri olması beklenen cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bu durum daha da hassas bir hal aldı.
Bağlam ve sonuçlar
Bu protestolar, Türkiye’nin daha önce de 2013’teki Gezi Parkı hareketi gibi siyasi çalkantılara sahne olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. 2019 ve 2023 yerel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) karşı ezici zaferler kazanan İmamoğlu’nun tutuklanması, onu siyasi rekabetten uzaklaştırma girişimi olarak görülüyor. Tutuklanmasından bir gün önce İstanbul Üniversitesi’nden diplomasının geri alınması da bu spekülasyonları körükledi. Zira Türk yasalarına göre cumhurbaşkanı adaylarının üniversite diplomasına sahip olması gerekiyor.
Analistler bu protestoların bir dönüm noktası olabileceğini düşünüyor. Hükümet bunu agresif bir şekilde bastırmaya çalışsa da kamuoyunun öfkesi ve İmamoğlu’na yönelik uluslararası destek, Erdoğan üzerindeki baskıyı artırabilir. Buna karşılık, kısıtlamaların sıkılaştırılması ve aralarında gazeteciler ve aktivistlerin de bulunduğu yaklaşık 100 kişinin daha tutuklanması, toplumdaki kutuplaşmanın daha da artmasına yol açabilir.
Genel olarak bu protestolar, Türkiye’deki siyasi ayrışmanın derinliğini ve İmamoğlu’nun simgesi haline gelen güçlü muhalefet karşısında Erdoğan hükümetinin karşı karşıya kaldığı zorlukları ortaya koyuyor. Durum henüz gelişme aşamasındadır ve önümüzdeki günler bu huzursuzlukların kaderinde belirleyici rol oynayacaktır.
Euronews ve BBC, muhalefetin önde gelen isimlerinden ve Erdoğan’ın başlıca rakibi olan İmamoğlu’nun tutuklanmasının, hükümetin muhaliflere yönelik baskısının tırmandırılması olarak görüldüğünü bildirdi. Almanya ve Fransa, kararı kınayarak, bunun Türkiye demokrasisine bir darbe olduğunu söyledi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, tutuklamayı “derinden endişe verici” olarak nitelendirerek demokratik değerlere saygı çağrısı yaptı. Avrupa medyası, İstanbul’da toplanma yasağına rağmen bazı vatandaşların sokağa çıkmasıyla artan toplumsal gerginliğin göstergesi olan sokak eylemlerine de dikkat çekti.
Amerikan medyası
Bloomberg ve ABD Dışişleri Bakanlığı, İmamoğlu’nun tutuklanmasını, Erdoğan’ın yaklaşan seçimleri kaybetme endişesinin bir işareti olarak nitelendirdi. Bloomberg, bu hamleyi İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmasını engelleme girişimi olarak değerlendirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı da Türkiye’de muhaliflere yönelik yargı tacizi konusundaki endişelerini yineleyerek, ifade ve barışçıl toplanma özgürlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. İmamoğlu’na yakın gazeteci ve iş adamlarının da aralarında bulunduğu 100’e yakın kişinin tutuklandığı belirtilirken, bu medya kuruluşlarının iddiasına göre, bu durum siyasi atmosferi daha da gerginleştirdi.
Rus medyası
RT, İmamoğlu’na yöneltilen terör suçlamalarının, Türk hükümetine onu siyaset sahnesinden uzaklaştırmak için bir bahane verdiğini bildirdi. Medya kuruluşu, İstanbul’da yolların ve metronun kapatılmasını, hükümetin duruma sıkı bir şekilde hakim olduğunun bir göstergesi olarak değerlendirdi. Türkiye ile Rusya arasındaki karmaşık ilişkiler göz önüne alındığında, Rus medyası bu olayı Türkiye’nin iç rekabetleri ve bunların Ankara’nın dış politikasına etkileri bağlamında ele aldı ancak Kremlin’in resmi tutumu henüz belirsizliğini koruyor.
Erdoğan ile muhalefet arasında gerginliğin artma ihtimali çok yüksek. Muhalefetin yükselen yıldızı olarak görülen ve anketlerde Erdoğan’ı yenebilecek ender liderlerden biri olarak görülen İmamoğlu’nun tutuklanması, Türkiye’deki siyasi kutuplaşmada bir dönüm noktası olabilir. Uluslararası tepkiler, sokak protestoları ve liranın değer kaybetmesi yaygın bir hoşnutsuzluğun göstergesi. Öte yandan hükümetin sosyal medya ve toplanma kısıtlamaları gibi önlemleri ve İmamoğlu’na yönelik ağır suçlamaların, muhalefetin ve destekçilerinin öfkesini artırması muhtemel. Analistler, İmamoğlu’na karşı 2022’de verilen mahkeme kararının itibarını artırması gibi, bu adımın da muhalefete olan desteği zayıflatmaktan ziyade güçlendirebileceğini düşünüyor. Seçimler yaklaştıkça, bu gerginlikler özellikle muhalefetin demokratik rekabet yollarının engellendiğini görmesi durumunda daha fazla siyasi istikrarsızlığa yol açabilir.
The Review
Türkiye'deki Gelişmeler
20 Mart 2025 tarihi itibarıyla elimizdeki bilgilere göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından Türkiye'de protestolar hızla yayılmış ve farklı boyutlara ulaşmıştır.




