Anadolu Ajansı’nın Fouad Izadi, Hamed Roshan Cheshm ve Saman Niazi ile Röportajı
Nükleer dosyadaki belirsizliklerin artması ve yaptırım baskılarının yoğunlaşmasıyla birlikte İran, olası tehditlere karşı askeri hazırlıklarını aynı anda güçlendirmeye devam ediyor.
BM yaptırımlarının geri dönmesinin ardından Tahran, Avrupa ile müzakere planı olmadığını açıkladı, ancak ABD ile diyaloğun kapısını açık bıraktı. Bu tutum, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan (NPT) muhtemel çıkış ve İsrail ile ABD’ye karşı askeri hazırlıkların artırılması tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde benimsendi.
“Snapback” mekanizması, BM Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararı çerçevesinde, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın anlaşmaya varamamasının ardından 28 Eylül’de devreye girdi. Böylece 2015’te nükleer anlaşmanın (JCPOA) uygulanmasıyla kaldırılan yaptırımlar otomatik olarak geri döndü ve ABD ile Avrupa’nın tek taraflı yaptırımları bağlayıcı uluslararası yaptırımlara dönüştü. Ancak Rusya ve Çin bu yaptırımları “yasa dışı” olarak nitelendirdi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmail Baghaei, 6 Ekim’de düzenlediği basın toplantısında Avrupa’nın diplomatik sürece engel olduğunu ve İran’ın yalnızca ABD ile müzakereyi dikkate aldığını söyledi. Aynı zamanda İran ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı arasında denetimlerin yeniden başlamasına ilişkin son anlaşma askıya alındı ve NPT’den çıkış planı Meclis’te gündeme geldi. Hükümet ise bu girişime karşı çıkarak olası sonuçları konusunda uyarıda bulundu.
Nükleer denetimlerin yokluğunda İran’ın nükleer programı belirsizlik içinde kaldı. Askeri düzeyde ise Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı General Seyed Majid Mousavi, olası her saldırıya karşı tam hazırlık içinde olduklarını açıkladı. Haberlere göre İran, Basra Körfezi’ndeki stratejik adalara gemisavar füzeler konuşlandırdı ve tankerlerine yönelik herhangi bir girişime karşı uyarıda bulundu.

Anadolu Ajansı’nın Fouad Izadi, Hamed Roshan Cheshm ve Saman Niazi ile Röportajı
Fouad Izadi, Tahran Üniversitesi öğretim üyesi, Anadolu muhabirine yaptığı açıklamada İran’ın nükleer konuda müzakere kapısını kapatmadığını vurguladı. O, İsrail’in Haziran’daki saldırılarından hemen önce İran, ABD ve Avrupa arasında görüşmelerin sürdüğünü, ancak ABD’nin “Midnight Hammer” adlı operasyonunun fiilen müzakere masasını dağıttığını hatırlattı.
Izadi, savaşın bitiminden sonra İran’ın Avrupalılarla yeniden müzakerelere başladığını, ancak onların ABD ile iş birliği yaparak mekanizmayı (snapback) devreye soktuğunu ve yaptırımların geri döndüğünü söyledi. Ona göre Avrupa, ABD’den bağımsız hareket etme kapasitesine sahip değil ve onlarla müzakere faydasız. Ayrıca İran’ın ABD ile deneyimini “acı verici” olarak nitelendirdi ve İran liderlerinin daha ciddi yollar aradığını belirtti.
Izadi, NPT’den çıkış tartışmasına da değinerek birçok milletvekilinin bu antlaşmanın İran’a fayda sağlamadığını, yalnızca kısıtlama getirdiğini düşündüğünü söyledi. Çıkış ihtimalini “mümkün” olarak değerlendirdi.
İsrail ve ABD’nin olası yeni saldırısına ilişkin uyarıda bulunan Izadi, böyle bir durumda İran’ın bu kez karşı tarafa ciddi bir maliyet yükleyeceğini ifade etti. İsrail Başbakanı’nın İran’ın uzun menzilli füzeleri hakkındaki iddiasına cevaben de hiçbir uluslararası hukukun füze menzilini sınırlamadığını ve İran’ın bu tür füzeler üretebileceğini söyledi.
Ayrıca ABD’nin İran tankerlerine el koyma ihtimaline de değinerek, böyle bir adımın Basra Körfezi’nde doğrudan çatışmaya yol açabileceğini ve İran’ın buna askeri karşılık vereceğini belirtti.

Hamed Roshan Cheshm, Tahran İslami Azad Üniversitesi Siyaset Bilimi Doçenti, Anadolu muhabirine yaptığı açıklamada mekanizmanın devreye girmesinden sonra Avrupa’nın diplomatik süreçteki rolünü fiilen kaybettiğini söyledi. Ona göre İran’ın nükleer meselesi esasen İran ve ABD arasındaki bir denklemdir ve geçmiş deneyimler, iki taraf anlaşmaya vardığında krizin çözülebileceğini göstermiştir. Roshan Cheshm, İran’ın bu konuyu çözmek için yeniden ABD’ye yöneleceğini belirtti.
Roshan Cheshm, NPT’den çıkış konusunda Meclis ile hükümet arasındaki görüş ayrılığını siyasi yapıya bağladı. Ona göre Meclis muhafazakârların, hükümet ise reformcuların etkisi altındadır. Her ne kadar bu iki yaklaşım farklı olsa da pratikte birbirini tamamlamaktadır.
O, NPT’den çıkışın İran’ın niyetine dair uluslararası belirsizliği artırabileceği ve gerilimi tırmandırabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca İsrail saldırılarından sonra nükleer meselenin diplomatik çözüm yolunun daha da karmaşık hale geldiğini söyledi. İran tankerlerine el koyma ihtimaline ilişkin de uyarıda bulunarak, böyle bir adımın Basra Körfezi’nde doğrudan çatışmaya yol açabileceğini belirtti. Ona göre Hürmüz Boğazı’nda gerilim ve çatışma ihtimali çok yüksektir ve eğer bir savaş başlarsa bu kez Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Aden Körfezi aynı anda çatışmaya sahne olacaktır.
Saman Niazi, uluslararası ilişkiler uzmanı, Anadolu muhabirine yaptığı açıklamada İran’ın Batı, özellikle ABD ile müzakerelerde mantıklı ilkelerden sapmadığını, diplomatik çözüm arayışında olmasına rağmen İsrail ve ABD’nin saldırılarının hedefi haline geldiğini söyledi. O, ABD’ye karşı derin bir güvensizlik bulunduğunu ve İran’ın İsrail ile ABD’nin tehditlerine karşı askeri hazırlıklarını güçlendirmeye devam ettiğini belirtti.
Niazi’ye göre İran, siyasi, sosyal veya askeri her senaryoya hazırdır. O, NPT’den çıkış ihtimaline ilişkin de bu antlaşmanın İran’ın masadaki seçeneklerinden biri olduğunu, ülke liderlerinin bunu ulusal çıkarlar doğrultusunda uygun gördükleri anda kullanacaklarını söyledi. Niazi, İran’da devlet kurumları arasında ulusal çıkarlar konusunda hiçbir ihtilaf bulunmadığını vurguladı.

Haberin tam metni Anadolu Ajansı bağlantısında görülebilir:




