Önemli bir gelişme ise PKK’nin tutuklu lideri Abdullah Öcalan’ın örgüt mensuplarına silahlarını bırakmaları ve örgütü sonsuza dek dağıtmaları çağrısı yapması oldu. Geçtiğimiz hafta İstanbul’da düzenlenen bir basın toplantısında okunan mesaj, PKK ile Türk hükümeti arasında uzun süredir devam eden çatışmada bir dönüm noktası olabilir.
PKK’ye yakın Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin temsilcisi tarafından okunan Öcalan’ın çağrısında şu ifadeler yer aldı: “PKK’yı olağanüstü kongresini toplayarak, çağdaş siyasi partiler gibi hükümete ve topluma entegre olma kararı almaya çağırıyorum.” “Bütün silahlı gruplar silahlarını bırakmalı, PKK da dağıtılmalıdır.”
Öcalan’ın bu talebi, siyasi gözlemcilerin Ortadoğu’nun en karmaşık çatışmalarından birinin çözümüne yönelik önemli bir adım olarak değerlendirdiği bir dönemde geliyor.
PKK’nin kuruluşunu, “Kürt halkının mücadelesinde önemli bir aşama” olarak niteleyen Öcalan, zamanın değiştiğini ve bağımsız Kürdistan, hatta özerklik talebinin artık geçerli olmadığını söyledi. Ona göre, Türkiye Cumhuriyeti devleti çerçevesinde demokrasi ve siyasal çoğulculuğun güçlendirilmesi temel önceliktir.
PKK ile Ankara arasında olası bir uzlaşma bölgede önemli jeopolitik değişimlere yol açabilir. PKK’nın Suriye’nin kuzeydoğusundaki varlığı ve bu bölgenin büyük bir bölümünün Suriye Demokratik Güçleri tarafından kontrol edilmesi, Türkiye tarafından her zaman bir tehdit olarak görülmüştür.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, PKK’nın bölgedeki varlığının ortadan kaldırılması halinde Ankara’nın Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri varlığını gözden geçirebileceğini söyledi.
Ayrıca, PKK’nın dağıtılması Suriye’deki çeşitli Kürt grupları arasında daha fazla yakınlaşmaya ve muhtemelen Şam’daki merkezi hükümetle bir anlaşmaya yol açabilir. Irak’ta Ankara ile yakın ilişkiler içinde olan Kürdistan Bölgesi’nin bu süreçte önemli rol oynaması mümkün.




